24 Şubat 2009 Salı

SILA MEKTUBU


Gönlüme bir sevda beyazı kondu,
Elimde tuttuğum sıla mektubu.
Okudum, yazılar, gözümde dondu,
Elimde tuttuğum sıla mektubu.

Yaylamın rüzgârı çarptı yüzüme,
Dumanlı dağlarla döndüm özüme,
Gurbet mi,bir daha gelmez sözüme,
Elimde tuttuğum sıla mektubu.

Pınarın suyundan içtim, doymadım,
Kaç dere,kaç tepe geçtim saymadım,
Kuşlar şarkı söyler, bense duymadım,
Elimde tuttuğum sıla mektubu.

Anam babam iyilermiş, çok şükür,
Ağamdan, bacımdan yazmışlar, fikir,
Dün askere gitmiş, emmoğlu Bekir,
Elimde tuttuğum sıla mektubu.

Gurbetteyim, ruhum sılaya gitti,
Konuştu bir saat muhabbet etti,
"Cevap bekliyorum" sözüyle bitti,
Elimde tuttuğum sıla mektubu.


Meryem ASLAN

22 Şubat 2009 Pazar

Gizlice (YİTİKOZAN)



Şiiri okumak için resme tıklayın

GAM DEĞİL (YİTİKOZAN)

Yakacağım bütün gemilerimi
Bir daha geriye dönmeyeceğim!
Ben de yanacağım sonsuza kadar
Kıyametler kopsa sönmeyeceğim!

Kömür gözlerinde mehtap yüzerken
Özlemin, gurbette beni üzerken;
Gönül, imbiğinden sevda süzerken,
Ben uçurumlara sinmeyeceğim!

Gam değil, düşsem de zulmün ağına
Ah!.. ışınlanırım senin çağına;
Kuşlar gibi konup gül dudağına
Fırtınalar çarpsa inmeyeceğim!

Sevmek, var olmaktır benim ülkemde
Çileye adanmak yoğrulmak hem de!
Senin ile hemhal olduğum demde
Yağmur olacağım, dinmeyeceğim!

DURMUŞ KAYA (YİTİKOZAN)

20 Şubat 2009 Cuma

19 Şubat 2009 Perşembe

AĞIT (AŞIK ÇEPNİ)

Sırma saçlı güzelim; söyle neydi günahım?
Kül edip eşeledin sinem üstünde harı.
Cehennem oldu gecem; kara doğdu sabahım.
Aldı elimden seni karlı dağın rüzgârı.

Bulmak için izini, attım gönlümü suya.
Kasvetli gecelerde yalvardım dolunaya.
Yitirdim umudumu gün dalarken uykuya.
Çağlayanlara döktüm içimdeki efkârı.

Nerdesin; söylerler mi sorsam gonca güllere?
Bıraktın gittin beni bilmediğim ellere.
Haykırırım sevdamı sabah esen yellere,
Belki geri getirir diye sevdiğim yârı.

Bu sevda ömür boyu sürer sandım, yanıldım.
Garip gönlüm murada erer sandım, yanıldım.
Kınalım bir gün beni arar sandım, yanıldım.
Yine kışladı gönlüm; göremedim baharı.

Pare pare ciğerim; dertli kalbim sızılı.
Saçlarında yansırdı tan yelinin kızılı.
Çepni garibim; hüzün defterimde yazılı.
Gayrı toprak söndürür yüreğimdeki nârı.

ATEŞ GEÇİDİ SEVDA

Ateş geçidi sevda
Beni çağırıyor
Gitmez miydim
Gücüm yetseydi
Yalnızlığın isyanı tükenseydi
Sessizlik fırtınayla yarışsaydı
Sesim sesine kavuşurdu
Gitmek inadına
Yorulur muydum
Hasret adımlarını
Yolunda kanatmaz mıydım

Gel gör ki
Çaresizliğim
Buzulların zirvesi
Kimsesizliğim
Kaderin çürük perdesi
Karanlığım
Güneşin kirpiklerinden akar
Yalnızlık bütün geleceğim
Her gün düşümlerinde kahrolacağım

Biliyorum
Çok uzak değil sevda gülüşü
Saçlarımda nemlenir nefesi
Ölesiye titretir her yanımı
Ölmek gibi gerçek
An gibi yaşamak
Çirkinliklerden uzak
Ne güzel sevda kanamak
Gözbebeklerinde yanmak
Tüm umutsuzlukları
Umut deryasına salmak
Kaybolmak bir rüya ortasında
Sarsar beni zindan düşünceler
Mum ışığının gölgesine sığınırım

Gel diyor gel
Ateş geçidi sevda
Gücüm yetseydi
Her şeye rağmen
Çok şeye
Gitmez miydim
Vuslatı hasret yağmurlarıyla
Yıkamaz mıydım
Görmüyor musun
Sensiz aydınlıkta
Ucsuz bucaksız karanlıktayım